• ‘Hiperaktif’ ile ‘yaramaz’ı karıştırmayın

    Okul hayatında baÅŸarısız ancak, yaşıtlarına göre aşırı hareketli ve dikkatini bir türlü toplayamayan çocuklarda ‘Hiperaktif’ sorunu olabileceÄŸi bildirildi.
    Uzmanlar, hem evde hem okulda aynı hareketliliÄŸi gösteren ve bir türlü dikkatini bir noktaya toplayamayan çocuÄŸu olan anne babalara, “Bu durumu dikkate alın” uyarısı yaptı.

    Son yıllarda sıkça kullanılan, “Dikkat eksikliÄŸi Hiperaktivite bozukluÄŸu” sorununun ilk belirtileri, ‘aşırı hareketlilik’ ve ‘dikkati toplayamama’ olarak gösteriliyor. Uzmanlar öncelikle bir çocuÄŸun hiperaktif olduÄŸunu söyleyebilmek için onun normal çocuklarla kıyaslanamayacak kadar aşırı derecede atak, hareketli olması gerektiÄŸini belirttiler. Hiperaktif çocukların yüzme bilmeden derin suya atlamak veya yoÄŸun trafikte hızla giden arabaların önüne fırlamak gibi aşırı hareketlerde bulunduklarını anlatan uzmanlar, “Hiperaktif çocuklar dikkatlerini bir konu üzerinde toplayamazlar. Ayrıca sadece evde deÄŸil okulda ve günlük yaÅŸamda da aynı ÅŸekilde davranışlar gösterirler. Hiperaktivite bozukluÄŸunun üç temel belirtisi vardır. Çocukta bu belirtilerin hepsi bir arada bulunabilir ya da sadece biri ya da ikisi görülebilir” diye konuÅŸtular.
    Hiperaktif çocuÄŸun çoÄŸu zaman dikkatini ayrıntılara veremediÄŸini, etkinliklerde hatalar yaptığını ifade eden uzmanlar, “ÖrneÄŸin, satrançta, sporda dikkatsizce hatalar yapıyorsa bu önemli bir bulgudur. Ancak burada altının çizilmesi gereken nokta sadece okulda, derslerinde deÄŸil, kendi sevdiÄŸi etkinliklerde de hatalar yapmasıdır” dediler.

    Devamını oku…

    Etiketler: ,


  • Diyabetli kadınlarda meÅŸrubat riski

    Meşrubat tüketimiyle şeker hastalığı arasında doğrudan ilişki olduğu ilk kez bilim adamlarınca tespit edilerek ortaya kondu. Yapılan araştırma sonuçlarını açıklayan uzmanlar, diyabetteki meşrubat riski konusunda hastaları uyardı.

    Amerikan Tıp DerneÄŸi’nin internette yayınlanan bir araÅŸtırma sonuçlarına göre, günde en az 1 kez meÅŸrubat içen kimselerde, ikinci tip denilen ÅŸeker hastalığı riskinin yüzde 83 arttığı belirtildi. AraÅŸtırma, 9 yıl süreyle 91 bin kadın arasında gerçekleÅŸtirildi ve meÅŸrubat içenlerin, hiç içmeyenlerden veya az içenlerden çok daha fazla kilo aldıkları belirlendi. Günde en az 1 kez meÅŸrubat içen kadınlarda diyabet-2 riskinin, ayda 1 kez meÅŸrubat içen kadınlardan yüzde 83 daha fazla olduÄŸu tespit edildi. AraÅŸtırmacılar, bu sonuçların diyabet ve obeziteyle mücadelede, meÅŸrubatların azaltılması gerektiÄŸini gösterdiÄŸini vurguladı.

    Etiketler: , ,

  • Kadınlarda ki kırışıklara karşı vitamin

    Bazı çalışmalar, C vitamininin, vücudumuzdaki bağ doku denilen koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rolü oynadığını ortaya çıkardı.

    Edinilen bilgiye göre, günlük yaÅŸantıda taze sebze ve meyve yiyenler yeterince C vitamini alıyor. Suda eriyebilenler gurubundan olan bu vitaminler asit yapıda olduÄŸu için sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiÄŸi ölçüde geçiyor ve vücudun her noktasına taşınıyor. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan alıyorlar ve fazla alınmış miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılıyor. Sıklıkla yenilen taze sebze ve meyvelarin C vitamini için iyi bir kaynak olduÄŸunu belirten uzmanlar, günlük eriÅŸkin bir kiÅŸi için önerilen C vitamini dozunun 300 ile 500 miligram arasında olduÄŸunu ifade ediyor. Sigara kullanan kiÅŸilerin C vitaminine olan ihtiyacının daha yüksek olduÄŸunun altını çizen uzmanlar, “Fazla miktarda alınan C vitamini idrar yolu ile atılır yani kiÅŸiye bir zarar vermez. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasında idrarda, kum veya taÅŸ oluÅŸumuna neden olabilir” uyarısı yaptılar. EriÅŸkinler için önerilen minimum C vitamini dozunun, vücutta C vitamini eksikliÄŸi oluÅŸmaması için gereken doz olduÄŸunu vurgulayan uzmanlar, bu dozların kırışıklar üzerine bir etki saÄŸlamayacağını belirtiyorlar.
    Devamını oku…

    Etiketler: , , , ,

  • SaÄŸlık 18.12.2008 Yorum Yok

    Hastalık hastası olmayın

    Hipokondriazis (Hastalık hastalığı), doktorlarca bireyin vücudunda hissettiği nitelik ve niceliksel farklılıkları yanlış yorumlayıp, bunlara kötü bir anlam vererek, ağır bir hastalığı olduğu ya da olacağı düşünce ve korkusunu yaşaması olarak tanımlanırken, aslında kişilerde görülen bir ruh hastalığı olarak belirtiliyor.
    İHA muhabirinin internetten derlediÄŸi bilgilere göre, tıp dilinde Hipokondriazis halk arasında ‘hastalık hastalığı’ olarak bilinen rahatsızlık doktorlarca bir çeÅŸit ruh hastalığı olarak görülürken, muayene edilmelerine raÄŸmen hastaların tatmin olmadıkları ve aynı düşüncelerinin devam ettiÄŸi biliniyor. Doktorlar bu rahatsızlığın kiÅŸide yüksek gerilime yol açarken, mesleki alanda kendi iÅŸlev düzeylerinde bozulmalara neden olduÄŸunu da belirtiyorlar. Uzmanlar bu rahatsızlığın en fazla 20-30 yaÅŸları arasında gençlerde görüldüğüne iÅŸaret ederken, hastaların özel bir muamele ve tedavi beklentisi içinde oldukları belirtiyorlar. Devamını oku…

    Etiketler:

  • BebeÄŸinize 7 günde uyumayı öğretin

    Bebeklerin kendilerine izin verildiği takdirde uyku alışkanlığını kazandığını belirten uzmanlar, alınacak basit tedbirlerle 7 gün içerisinde bebeğin uyumayı öğrendiğini ifade ediyorlar. Bebeğinize yeni bir düzen kurup bunu uygulamak, ağlayan bebeği sakinleştirmek ve sabırlı davranmak, annelerin sabahlamasına son veriyor.

    “1. Gün: Yeni Bir Düzen Kurun: Uzun saatler süren öğle uykusu nedeniyle birçok bebeÄŸin günü ve gecesi birbirine karışıyor. Böylece bebek uykuda olması gereken bir saatte oyun oynamayı tercih ediyor. Åžimdi bu durumu düzeltmenin zamanı geldi. Son araÅŸtırmalar bebeklerin gece ile gündüzü ayırt edebildiÄŸini ortaya koyuyor. Bunun için ona gerekli ipuçlarını vermeniz yeterli. Yarından baÅŸlayarak onu sabah erkenden kaldırın ve her gün aynı saatte uyandırmaya özen gösterin. Yatağını pencerenin yakınına koyun ve perdeleri aralık bırakın. Gün ışığı onun uyanmasına yardımcı olacaktır. Öğle uykusuna yatırdığınız zaman bile hava kararmadan önce onu uyandırın. Böylece gün ışığında uyanması gerektiÄŸini, gece ise uyuması gerektiÄŸini anlayacaktır. BebeÄŸinizi akÅŸamları da aynı saatte yatağına yatırın. Gerekirse loÅŸ ışıkta ona kitap okuyun veya ÅŸarkı söyleyin.
    2. Gün: Uygulamaya Devam: Dün başladığınız rutin programa devam edin. Hemen pes etmeyin. Geceleri karnı acıktığı için ağlamaya devam edebileceğini unutmayın. Onu emzirmek ya da beslemek zorunda kalıdığınızda bunu hafif karanlık bir ortamda yapın. Özellikle geceleri bebeğinizi nelerin rahatlattığını iyi gözlemleyin. Ilık banyonun bir çocuk için sakinleştirici, bir başkası içinse tam tersi olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Gece yatırdığınızda müzik dinletmek ya da ninni söylemek gibi rutin alışkanlıklar kazandırın.
    3. Gün AÄŸlama BaÅŸlıyor: AÄŸlamak çocukların en büyük silahı. Anne ve babaların da dayanamadığı bir durum. Ancak, sabırlı olun ve kendi kendinize ÅŸunu mırıldanın: “Sonuç uyku olacak” Onu uyutmaya çalışırken aÄŸlaması karşısında endiÅŸelenmeyin. Bırakın koyduÄŸunuz uyku kurallarına alışsın. Program deÄŸiÅŸiklikleri 6 aylıktan küçük çocukları çok daha fazla üzüyor. BebeÄŸiniz en fazla 15-20 dakika aÄŸlar ama kötü uyku alışkanlığı yıllarca sürebiliyor. Unutmayın ki bu çocuÄŸunuzla sizin aranızdaki bir savaÅŸ. Onunla ilgilenmeyin ama kendi merakınızı gidermek için 5-10 dakikada bir kapı aralığından onu kontrol edin. Susması için ışıkları açmayın, yataktan çıkarmayın ya da biberon vermeyin, aksi takdirde ertesi gece de dakikalarca aÄŸlayacağından emin olun.
    4. Gün Ağlama Savaşı Sürüyor: Geçen gece oldukça uzun sürdü değil mi? Bu gece biraz daha rahat geçecek. Ama bilin ki o yine de ağlamaya devam edecek. Ancak, bu kez daha kısa sürecek, bize inanın. Bunun için kurallarınızın kesin olduğunu ona ispatlamanız gerekiyor. Sabırlı davranmaya devam edin. Ona karşı yumuşak olduğunuz hissini uyandırmayın. Yoksa geçen geceye göre 2 kat daha fazla ağlayacaktır. Sakın ona bu kozu vermeyin.
    5. Gün Bebeğiniz Sakinleşiyor: Bebeklerin çoğu 3-5 gün içersinde bu programa alışıyor. Dolayısıyla, bu gece belki de şanslı geceniz. 5 dakikada bir onu kontrol etmeyin, en az 15 dakika aralıklarla odasına uğrayın. Bazı bebekler odaya sık sık girilmesinden rahatsız oluyor. Bu nedenle kapı aralığından onu izleyin. Hem unutmayın ki bu gece daha az ağlıyor. Uyku problemlerinin arasında sıkça rastlananların başında gece emzirmesi ve alt değiştirme geliyor. Tabii ki size bunları yapmayın demiyoruz ama mümkün olduğunca kısa ve sessiz olmasına özen gösterin. Altını değiştirirken bile kesinlikle ışıkları açmayın. Gereginden çok emzirmeyin. Böylece hem onu rahatsız etmemiş olursunuz, hem de yeniden altını değiştirmek, zorunda kalmazsınız
    6. Gün Bebeğiniz Uyuyor: İnanılmaz gibi geliyor değil mi? Sakın, bu mutluluğu günlerdir uyguladığınız kuralları rafa kaldırarak bozmayın. Uyumasını garip karşılayarak onu sık sık kontrol etmeyin, Gevşeyin. Onu sıcak tutan bir pijama giydirin.Böylece üstünü açmasını kendinize dert etmeyin. Bebek monitörünün sesini kısın ve sadece çok ihtiyacı olduğunda onu duyun. Başarınızı gölgeleyecek davranışlarda bulunmamaya özen gösterin.
    7. Gün Uyku Sırası Sizde: Kendinize bir iyilik yapın ve bu gece derin bir uyku çekin. Son 6 gündür belki çok uykusuz kaldınız ama buna deÄŸdi deÄŸil mi? ÇocuÄŸunuza muhteÅŸem bir armaÄŸan verdiniz: Düzenli uyku alışkanlığı. Hiç şüphe yok ki, bu program hastalık, tatildeki otel odası gibi etkenler nedeniyle zaman zaman aksaklığa uÄŸrayacaktır. Oysa unutmayın ki, hiç uyku problemi yaÅŸamamış bebekler bile bu durumlarda sorun çıkarıyor. Uyku problemi yeniden baÅŸ gösterecek olursa planı en baÅŸtan yeniden uygulayın, ikinci sefer ilkinden çok daha kolay olacaktır”.

    Etiketler: , , ,

  • Çocuklarda disleksi hastalığı

    Özel öğrenim bozukluÄŸu olarak adlandırılan “Disleksi” hastalığı, öğretmenler ve veliler tarafından zeka geriliÄŸi ile karıştırılıyor.
    “Hekimce.com” adlı internet sitesinden alınan bilgilere göre, Türkiye’de sadece ilkokul çağında, yaklaşık 1 milyon Dislektik çocuk bulunuyor. Uzmanlar, “ÇocuÄŸunuz okumayı yazmayı-öğrenemiyorsa, sağıyla solunu ayırt edemiyorsa hemen zeka geriliÄŸi ÅŸeklinde yorumlamayın. Bu durum ‘Disleksi’ ya da öbür tanımıyla özel öğrenme bozukluÄŸundan kaynaklanıyor olabilir” diyor.

    Devamını oku…

    Etiketler: ,

  • SaÄŸlık 18.12.2008 Yorum Yok

    Öfkeni dışa vur, sağlıklı yaşa

    Öfkelerini dışa vuran erkeklerin sağlıklı yaşadıkları, yapılan bir araştırmayla ispatlandı.

    Bazı uzmanlardan derlenen, öfkelerini dışa vuran erkekler, öfkelerini içine atanlara göre, muhtemel kalp krizini yarı yarıya indiriyorlar. Harvard School of Public Health AraÅŸtırma Merkezi’nden Dr. Patricia Eng ve arkadaÅŸları tarafından yapılan araÅŸtırmaya yer verilen makalede, “Bulgular, ÅŸimdiye kadar öfke ile kalp hastalıkları arasında varolduÄŸu iddia edilen baÄŸlantıya iyi bir örnek teÅŸkil ediyor. Öfkenin açığa vurulması kardiyovasküler hastalıklara karşı belli bir süre için koruma saÄŸlayabiliyor” denildi.

    Eng ve arkadaÅŸlarının yaptığı çalışmada, yaÅŸları 50 ila 85 arasında deÄŸiÅŸen 23 bin 522 erkekten öfke durumlarını ölçmek için bir anket doldurması istendi. Cevaplar arasında, “BaÅŸkalarıyla tartışmaktan hoÅŸlanırım” veya “Kapı çarpma gibi eylemleri sık sık yaparım” gibi cevaplar ayıklandı. Eng ve arkadaÅŸları soruÅŸturmalarından 2 yıl sonra anket yaptıkları erkekler arasında 328 kardiyovasküler hastalık vakası tespit ettiler. Kardiyovasküler hastalığı olmayan saÄŸlıklı erkekler arasındaki koruyucu etkinin, erkeklerin öfkelerini dışa vurma sıklığına baÄŸlı olmadığı görüldü. Yeni kalp krizi geçirmiÅŸ erkekler arasında ise bu özelliÄŸin, kalp krizinin yinelenmesinde önemli bir rol oynadığı tespit edildi.

    Araştırmada, sosyal statünün ve yaşın öfkeyi açığa vurmada etkili olduğu da belirlendi. Sosyal statüsü yüksek olan erkekler, daha sağlıklı beslendikleri gibi pozisyonları nedeniyle öfkelerini de daha rahat açığa vurabiliyorlar. Eng ve arkadaşlarının yaptığı bu araştırma ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafindan da desteklendi.

    Etiketler: , ,

  • Agorofobi’nin temelinde panik atak yatıyor

    Teknoloji çağında, özellikle büyük ÅŸehirlerde insanlarda çok sık görülen bir ruhsal rahatsızlık olan Agorafobi, doktorlar tarafından ‘kalabalık içinde yalnızlık’ olarak tanımlanıyor.
    Derlenen bilgilere göre, Agorofobi’nin çoÄŸu zaman sosyal fobiler ile karıştırıldığını vurgulayan doktorlar ıssız meydanlardan ve açık yerlerden korkma olarak bilinen Agorafobi’yi, metropollerde yaygın olan bir ruh hastalığı olarak görüyorlar.
    Doktorlara göre, insanlarda en çok rastlanan fobiler arasında yer alan Agorafobi, ilk önce meydanlardan, açık yerlerden korku olarak kendini gösteriyor. Günümüzde Agorafobi’nin çok daha geniÅŸ bir anlam içerdiÄŸini belirten uzmanlar, yalnız başına kalmaktan, yalnız sokaÄŸa çıkmaktan, otobüs, vapur, uçak gibi kalabalık yerlerde bulunmaktan duyulan korkuların Agorofobi’nin etkileri olarak görüldüğünü belirtiyorlar. Devamını oku…

    Etiketler: , , ,

  • SaÄŸlık 18.12.2008 Yorum Yok

    Mikrobunda faydalısı var

    Bitki, hayvan ya da büyük pekçok organizmanın gen dizilimini hatta tarih öncesi canlıların kopyalarını elde etmeye çalışan genetik bilimciler, bu kez dikkatleri ihmal edilen insanların kendi bedenindeki mikroplara çevirdiler.
    Normal bir insanın bağırsağında 500 ayrı tür mikrop yaşadığını belirleyen uzmanlar, bir o kadar da ağızda ve vajinada yuvalanan mikropların organizma için bir çok yararı olduğunu tespit ettiler.
    Tübitak’ın Bilim Teknik Dergisi’nde yer alan bir araÅŸtırmada, insan vücudunu mesken edinmiÅŸ bakteri ve virüslerin, yaÅŸam için çok önemli olduÄŸu vurgulandı. Bağırsaklardaki mikropların hem hazmı kolaylaÅŸtırdığı, hem de daha zararlı organizmaları vücudun dışına attığı ifade edildi. Ancak insan vücudundaki mikropları laboratuvarda çoÄŸaltmak mümkün olmadığı için özelliklerinin fazla bilinmediÄŸi kaydedildi. Devamını oku…

    Etiketler: ,

  • SaÄŸlık 18.12.2008 Yorum Yok

    Televizyon seyretmek kasları imha ediyor

    Uzmanların, uzun saatler boyunca televizyon ya da bilgisayar karşısında oturan kişilerin bel ve sırt kaslarında şiddetli ağrılara neden olan kalıcı hasar oluştuğunu belirledikleri bildirildi.

    İnternette yayın yapan bir saÄŸlık haberleri sitesinde yayınlanan araÅŸtırmaya göre, beli destekleyen kasların, saatler süren hareketsizlik sonucunda kalıcı biçimde iÅŸlevsizleÅŸebileceÄŸi belirlendi. Bilim adamlarının yaptığı araÅŸtırmada, 19 genç erkek gönüllü, 8 hafta boyunca yatakta zaman geçirdi ve kaslarındaki deÄŸiÅŸim izlendi. Devamını oku…

    Etiketler: , , , ,