• Sağlık 27.09.2010 Yorum Yok

    Wilson Hastalığı Nedir?

    Bu hastalığın klinik ve patolojik belirtileri ve bulguları beyin, karaciğer, kornea ve böbrekler başta olmak üzere pek çok dokuda fazla miktarda bakır depolanmasıdır.

    Bakır elementi vitaminler gibi günlük belli miktarda alınması gerekir. Yiyeceklerin bir çoğunda belli oranlarda bulunan bakır, beslenme yolu ile ihtiyaçtan fazla miktarda karşılanır. Sindirim sonucu kan yoluna geçen bakır karaciğerde asimile edilir ve daha sonra idrar yolu ile dışarı atılır. Wilson hastalarında gözlenen tablo bakır asimilasyonunun yeterince gerçekleşememesidir. Doğum anından itibaren bebekte bakır birikimi başlayabilir. Bakırın tehlikeli boyutlara ulaşması, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde sıklıkla karaciğer hastalıklarına sebebiyet verir. Ama bazen hastalık 40 yaşından sonrada kendini gösterebilir.

    Vücuttaki bakır oranının tayini idrar testi ve kan serumu testi ile belirlenir. Özel bir göz muayenesi ile gözde Kayser Fleischer halkası belirlenmesi Wilson hastalığına erken teşhis koymada oldukça yarar sağlar. Karaciğer dokusunda kantitatif bakır tayini için karaciğer biyopsisi yapılması gerekli olabilir. Hasta dışında hastanın yakınları da üre testi yaptırmalıdır. Serumda bakır miktarının azalması bir diğer test aracıdır. Hastanın tüm akrabalarının genetik soy ağacının çıkartılması ve tüm verilerin titizlikle işlenmesi gelecekteki nesillerin sağlığı için son derece önemlidir.

    İleri klinik vakalarda hastada karında şişlik ve ağrı, sarılık, karaciğer iltihabı, kan kusma ,karın ağrısı problemleri görülebilir. Bunun dışında bazı hastalarda aşırı titreme, yazma, yürüme ve konuşma ve yutkunmada zorluk problemleri gözlenebilmektedir ve daha ileri seviyelerde ise tüm zihinsel işlevler durabilir. Bu durum bakır elementinin korteksteki zihinsel merkezlerini inaktif etmesi olarak açıklanır Bakır birikiminin neticesinde beynin hasar görmesi sebebiyle kişilik problemleri görülebilir. Bayanlarda ayrıca menstürasyon(aybaşı) evrelerinde düzensizlik, kısırlık ve çocuk düşürme problemleri gösterebilir. Ölümcül sonuçlar gösterebilen hastalık, taşıyıcı (heterozigot) tipteki bireylerde seyri son derece zararsız olabilmektedir. Bu tipteki Wilson hastalığına Ilıman Tipte Wilson Hastalığı adı verilir.

    Wilson hastalığından sorumlu olan gen 13. kromozom üzerinde yer alır. ATP7B geni olarak adlandırılan bölgede uygun mutasyonların meydana gelmesi bu hastalığa zemin hazırlar. Bu mutasyonların çeşidinin 30 dan fazla olması hastalığa tanı ve teşhis konulmasını oldukça güçleştirmektedir. Buna bağlı olarak hastalığın tedavisine geç kalınabilir. Özellikle prenatal tanı (doğum öncesi) mümkün olabilecek en mükemmel zamanlamadır.

    Wilson hastalığının tedavisinde özel ilaç terapisi uygulanır .Amaç; asimile edilemeyen bakırın, çinko asetat gibi ilaçlar yardımı ile vücuttan dışarı atılması sağlamak. Bu terapi ömür boyu sürer. Ayrıca bakır miktarı fazla olan bazı yiyeceklerin tüketimine son verilmesi etkili bir yöntemdir. Domuz eti, koyun ciğeri, ıstakoz, midye, çikolatalı sos, soya fasulyesi, yengeç, yerfıstığı ezmesi bakır oranı en fazla olan yiyeceklerdir. Bakır kaplarda yiyeceklerin pişirilmesi yiyeceğin bakır oranını arttırır

    Wilson hastalığı sebebiyle karaciğer yetmezliği yaşayan hastaya karaciğer transplantasyonu olumlu sonuç vermektedir.

    Etiketler: , , , , ,

  •  

    Pedofili Nedir?

    Yetişkin bir kimsenin aynı ya da karsı cinsiyetteki
    çocukları cinsel açıdan cekici bulmasi ve onlara cinsel eğilim duymasıdır.Bir davranışın pedofil olarak tanımlanabilmesi için cinsel içerik gerekir.Pedofilik eğilimler yetişkin bireyi çocuklara karşı cinsel suc işlemeye yol açabilecegi gibi sadece bir ilgi olarakta kalabilirler.

    Pedofilin seks objesi çocuktur.Genelde erkekler arasinda yaygin olmakla beraber
    kadin pedofil vakalari da vardir.Bu egilime sahip yetiskinler birincil olarak
    cocuklara karsi cinsel ve duygusal egilim icindedirler. Cocuklara karsi oksama,
    kucaklama, koklama, dokunma veya іpme gibi davranislar gіsterirler.

    PEDOFILI HASTASININ, suclu mu yoksa hasta mi oldugu konusu
    tartisilmaktadir.Pedofilin tedavisinde, psikoanalitik ve davranisci teknikler
    [orgazmik tekrar kosullama-kapali duyarlastirma) kullanilmaktadir.

    Orgazmik tekrar kosullama ile pedofilin cinsel ilgisinin kendisine uygun olan
    objelere(yetiskin kadinlara) yіneltilmesi ve dürtülerinin istenildik bicimde
    sekillenmesine calisilir. Bu asamada istendik yіnelimler olusturuldugunda,
    pedofilin davranisinin degistirilmesi asamasina yani kapali duyarlastirma
    sürecine gecilir.Kapali duyarlastirma da, pedofilin küçük kızlara cinsel
    uyarilma gosterdigi durumlarda bir itici uyaranla karsi karsiya
    birakilir.Zamanla bu itici uyarici pedofil egilimin gerilemesine yol acabilir.

    Etiketler: ,

  • Dissosiyatif Bozukluk Nedir?

    Dissosiyasyon bozukluğu,kimlik,algı,bellek ve çevreyle alakalı duyumlar gibi bir bütün halinde ilerleyen düzeneğin bozulup,her birinin ayrı halde,bağımsız işlev görmesidir.Dissosiyasyon çoğunlukla travmaya karşı bir savunma düzeneği olarak ortaya çıkar. Hastalık bu şekilde travmadan kaçmayı sağlarken aynı zamanda travmanın kişinin yaşamı üzerindeki etkisini de geciktirir.

    Dissosiyatif Amnezi Nedir?

    Bireyin şahsi önemli bilgilerini unutma,hatırlayamama durumudur. Bu durumda sadece belli bir takım hatıra, duygu ve düşünceler değil (evlilik , mezuniyet törenleri gibi),daha uzun yaşantılar(çocukluk çağlarına ait dönemler ya da ilkokul yılları gibi ) hatırlanamayabilir. Bu belli bir konuya has olabileceği gibi o döneme ait her anıyı da içine alabilir. Gün içinde tekrarlayan unutkanlık dönemleri ile de seyredebilir. Yaygın görülmektedir. Travmatik hatıraların kişiyi etkilemesini önlemek için vücudun bilinçdışı olarak kullandığı bir savunma şeklidir.

    Dissosiyatif Fug Nedir?

    Kişinin aniden kendisini nasıl geldiğinden habersiz olduğu bir yerde bulması, geçen sürede yaptıklarından habersiz olduğu , farklı bir kişi gibi davrandığı dönemlerdir. Bu dönemlerde kişilerin seyahatler yapabildiği, kişiliklerinden farklı davranışlar sergileyebildikleri gözlenmiştir. Tek başına görülmesinden ziyade ,dissosiyatif kimlik bozukluğu içinde bir öğe olarak bulunmaktadır.

    Depersonalizasyon Bozukluğu Nedir?

    Kişinin vücudunun tümü ya da bir kısmına yabancılaşması ( gerçek dışılık hissi ,vücudu,kol ve bacaklarının değiştiği hissi, kendini dışarıdan film izler gibi seyrediyor olma,bedeninden ruhunun ayrılıyor olduğu hissi,sanki bir sis perdesi ardından etrafına bakıyor gibi olma vb.) şeklinde daha farklı bir algılayış içine girilmesidir . Bazen etrafını, yaşadığı ortamı da yabancı veya daha farklı hissetme hali (derealizasyon) ile birlikte olabilir.

    Histerik Psikoz Nedir?

    Kişi için çok önemli , üzücü ani bir durum ya da ağır bir gerilimli süreç sonrasında ,olmayan sesler duyma, görüntüler görebilme, düşünce bozuklukları, kendi ve etrafına yabancılaşma, çocuksu ve normal dışı davranışlar, ağlayıp-gülme gibi duygusal görünümde ani ve aşırı değişiklikler ya da tepkisizlik hali ile kendini gösterir.İlerleyici değildir. Bir kaç saat ,bazen de bir kaç hafta sürebilir. Halk arasında” cinnet geçirdi” denilen durumdur. Hastaneye yatış gereklidir. Bu durumun altında dissosiyatif kimlik bozukluğu olabileceğinden ,olayı bir buzdağının üstü gibi düşünerek görünmeyen kısma yönelik tedavi başlatılmalıdır.

    Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Nedir? (DKB)

    Kişinin içinde birbirinden farklı kişilikler hissedip,bu kişiliklere uyan davranışlarda bulunması, bu kişiliklerin etkisi altında olduğu anlarda yaptıklarından habersiz olma halidir. Bu kişilikler bireyin kendi cinsiyetinden,yas grubundan, sosyoekonomik ve kültürel durumundan farklı olabilir. Bu kişiliklere ait kafasının içinden gelen ve kendisini yönlendiren sesler duyabilir. Farklı kişilikler var olan “ev sahibi” kişiliğe zarar verici davranışlar gösterebilir (eş ya da karşı cinsle uygunsuz ilişkiler, suça yönelik davranışlar gibi) . Ev sahibi kişiliği oldurup,yerine geçmek için intihar girişimlerinde bulunabilirler.

    Dissosiyatif Bozukluk Nasıl Oluşur?

    Küçük Yaşlarda çok ağır fiziksel (dövülme, ağır cezalandırmalar),cinsel (tecavüz, cinsel tacizler) ve duygusal (sevgi gösterilmeme,sağlık,eğitim ihmalleri ve bakım gereksinimlerinin yerine getirilmemesi gibi) travma yaşantıları sonrasında gelişir. Devamını oku…

    Etiketler: , , , , , , , , , ,

  • Difteri ( Kuşpalazı) Nedir?

    Difteri hastalığı 10 yaş altı çocuklarda daha sık rastlanan bir hastalıktır.Bebeklik döneminde uygulanan rutin aşı sayesinde difteri hastalığına pek rastlanılmamaktadır.

    Ciddiye alınıp tedavi edilmediğinde yada tedavi süresi geciktiğinde bu hastalık ölümle sonuçlanabilen tehlikeli bir çocuk hastalığıdır.

    Difteri Nedenleri Nelerdir?

    Difteriye sebep olan corynebacterium diphteriae bakterilerinin ürettiği güçlü toksinler yani zehirler  boğaz ve burun mukozasını, antitoksin verilmediğinde kalbi, sinir dokusunu ve böbrekleri etkiler. Tropikal bölgelerde toksinin deriyi de etkilediği görülmüştür. Difteri, hastaların öksürük ya da aksırığı ile bulaşan bir enfeksiyon hastalığıdır. Kendilerinde hastalık görülmeyen sağlıklı kişiler de taşıyıcı olabilirler. Ender de olsa, hastalığın sütten bulaşma ihtimali de vardır.

    Difteri Belirtileri Nelerdir?


    2 – 7 gün arasında değişen kuluçka döneminden sonra hastalık, boğaz ağrısı, kırıklık ve ateşle başlar. Etkilenen bölgede yumurta beyazı kıvamında başlayıp, gittikçe kalınlaşarak kabuk halini alan yumuşak bir zar oluşur. Özellikle solunum ve yutkunma sırasında boğaz ağrısı vardır. Boynun iki yanında lenf bezleri şişer. Enfeksiyon çoğunlukla daha fazla ilerlemez. Ama ciddi vakalarda gırtlak ve bronşlara da yayılabilir. Devamını oku…

    Etiketler: , , , , , , , ,

  • Sağlık 12.09.2010 Yorum Yok

    Yüz Felci Nedir?   

    Yüz Hareketlerimizi yüz sinirleri yani fasial sinirler sayesinde yaparız .Beyinden gelen emirleri fasial sinirler kaslara iletir,böylece yüz hareketlerini yapabiliriz. 

    Beyin yada fasial sinirler bu  düzeni bozup kaslara emirleri iletmezlerse yüz felci oluşur.            

    KLİNİK DEĞERLENDİRME

    Yüz felci tanısı için hastanın istemli ve istem dışı yüz hareketleri dikkatli bir biçimde muayene edilir. Alın, gözka-paklan, burun deliği ve ağız kaslarının gerginliğinde ve kasılmasında azalma olup olmadığı araştırılır. Hastanın alın kaslarını hareket ettirememesi yüz sini­rinin üst bölümünün felcini düşündü­rür; bu durumda tam bir nörolojik mua­yene yapılması gerekir.
    Kulak zarları her zaman dikkatle in­celenmelidir. Kulak zarının dış duvarı­nın üstündeki bir kabuğun gizlediği kolesteatomlar (ortakulak ve mastoit ke­mikte oluşan kist) kolayca gözden ka­çabilir. Kolesteatom oluşumundan kuş­kulanılırsa hasta hemen cerrahi araştır­ma için bir uzmana yollanmalıdır. Has­tada işitme kanalının salgısı, sağırlık ya da kulak hastalığına bağlanabilen komplikasyonlarla ilgili belirtiler (örne­ğin baş dönmesi) varsa, ortakulakta kronik bir hastalığın bulunduğu düşü­nülmelidir. Görme sinirinde zona olgu­sunda felcin ve tipik deri veziküllerinin (içi sıvı dolu kabarcıklar) ortaya çıkma­sından önce ağrı görülür. Bu durumda kulak sayvanının ve kulak yolunun mu­ayenesi zonaya özgü veziküllerin varlı­ğını gösterebilir.
    Yüz felci muayenesinde göz yaşarmasını ve tat duyu­sunu da değerlendirmek gere­kir. Göz yaşarması için Schir-mer testine başvurulur. Bu steril, kıvrılmış bir filtre kâğıdı şeridi takılır ve şeritler üzerinde gözyaşları­nın yol açtığı nemlenme derecesi kar­şılaştırılır. Tat duyusunu değerlendir­mek daha güçtür. Dilin öndeki üçte iki­lik kesiminde tat duyusunun bozulup bozulmadığını anlamak için dil bir gazlı bez ile kurulandıktan sonra, ön kısmı­na art arda tuz ve şeker konur ve hasta­ya algıladığı tadı belirtmesi söylenir. Felcin nedeni belirgin değilse, şakak kemiğinin radyolojik incelemesi gerek­lidir.

    FELCİN ŞİDDETİ

    Sinirdeki hasarın kolay iyileştirilebilir (nöropraksi) olup olmadığının saptan­ması tedavi açısından büyük önem ta­şır. Elektrodiyagnostik incelemeler ara­cılığıyla felcin şiddeti genellikle anlaşı­labilir. Yüzün bir tarafında tam felç gö-rülmüyorsa nÖropraksinin (sinirin beyin kabuğundan gelen uyanlara yanıt vere­cek işlevde olması) söz konusu olduğu kabul edilebilir.
    Sinilin bir travma sonucu kesilmesi gibi nörolojik bir hasarın ortaya çıktığı durumlarda, sinir lifinin çevrel bölü­mündeki bozulma, yapay uyarının uy­gulandığı bölgeye ulaşana kadar elek-tronörolojik incelemeler hiçbir bozuk­luğu gösteremez. Elektronörolojik incelemelerde bu gibi bozuklukların görü­lebilmesi için en azından 3-5 günün geçmesi gerekir.
    Tahliller ve öteki araştırma sonuç­lan ilk belirtilerin ortaya çıkmasından bir hafta sonra da hâlâ normalse, bu durum, klinik açıdan yüz tümüyle felç­li de olsa, dejeneratif bir bozukluğun olmadığı anlamına gelir. Devamını oku…

    Etiketler: , , , , , , , , ,

  • Spor 08.09.2010 Yorum Yok

     

    TRİATLON Nedir?

    Triatlon farklı yaş gruplarınca yapılabilen,sporcuyu zorlayan,fazla çaba gerektiren kişisel bir spordur.
    Olimpik tarzda rekor denemelerinin yapılmadığı hava ve zemin koşullarına göre derecelerinin değişebildiği bir spor olması insanların bu spora ilgisini arttırıyor.

    Triatlon Sporu, kuvvet, dayanıklılık ve dayanıklılık becerilerinin çok iyi olmasını gerektirdiğinden ve çevresel koşullardan ( rüzgar, yağmur, dalga v.b ) kolayca etkilenebildiğinden dolayı elde edilen derecelerde rekor kırma gibi bir süre kavramı bulunmamaktadır. Ancak en iyi derece diye adlandırabileceğimiz ve bir önceki sene aynı yerde ve aynı parkurda yapılan yarışma ve yarışmaların tekrarında alınan derecelerin kıyaslanması sonucu tutulan zaman toplamı vardır.

    Triatlon sporu bir felsefik spordur. Azimle çalışan gereklerini yerine getiren herkes bir diğerini geçer mutlak birincilik ikincilik üçüncülük çok uzun süreli yoktur. Ama sağlam istikrarlı triatlet vardır. Hemen hemen mevcut tüm yarışmalara başarıyla katılan ve bitiren bir önceki derecesinden 1 saniye ve dakika önce bitiren minimum 10 yıl maksimum 20-25 yıl Triatlon sporuna gönül veren kişi gerçek triatlet gerçek şampiyondur.

    Özetle, Triatlon ufak ufak çakıl taşlarını sabırla bir araya getirmek sonunda yıllara yayılan, yıkılmayan, devrilmeyen bir piramit yapmaktır.

    Bugüne kadar olimpiyatların açılışı geleneksel olarak binicilik ile başlar binicilikle son bulurdu.

    Ancak artık dünya yeni sporlar ve yeni heyecanlar peşinde olduğu için Uluslararası Olimpiyat Komitesi de hareketli sporlarla oyunları başlatma karar almış ve bildiğimiz gibi Sydney Olimpiyatlarını Tiratlonla başlatmıştır.

    Türkiye’de Triatlon’un yapıldığı başlıca yerler, Alanya, Erdek, Çeşme, Sapanca’dır. Ayrıca her sene Federasyon bünyesinde Kızkalesi, Marmaris, Eğirdir, Çamyuva, Urla ve İstanbul’da yarışmalar düzenlenmektedir. İstanbul’da ENKA Spor kulübünün ve İzmir’de Ege Üniversitesi ve Türkiye Denizcilik İşletmelerinin düzenledikleri yarışmalar da unutulmamalıdır. 2001 Haziran’ına kadar Bisiklet Federasyonuna bağlı bulunan Triatlon, bu tarihte ayrı bir Federasyon olarak faaliyete başlamıştır. Devamını oku…

    Etiketler: , , , , , , , , , , ,

  • Spor 08.09.2010 Yorum Yok

                                                                       

           ORYANTİRİNG NEDİR?

    Oryantiring hertürlü arazide yapılabilen,oyuncuların hedef noktaklarını harita ve pusula yardımı ile en kısa zamanda ulaşmaya çalıştıkları bir doğa sporudur.Bu spora kısaca koşarak yada yürüyerek hedef bulmada denilebilir.
      Zihinsel ve bedensel çalışmanın birlikte ifadesi olan Oryantiring; sadece düz bir koşu değil, aynı zamanda kontrol noktaları aranırken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığımız bir oyundur. Bir doğa sporu olarak yediden yetmişe kadar her kesime hitap eden Oryantiring ayrıca bütün ailenin birlikte yapabileceği bir aile sporudur.

        Oryantiringi benzerlerinden ayıran en önemli unsur koşarken takip edilecek bir liderin veya işaretlenmiş bir parkurun olmamasıdır. Bulunulan yerden gidilecek yere ulaşmak için her sporcuya göre değişen sonsuz sayıda farklı seçenek bulunmaktadır. Sporcuların hem kendi özelliklerini, hem diğer sporcuları, hem de içinde bulundukları arazinin özelliklerini dikkate alarak en doğru kararı en kısa süre içinde vermeleri, bir başka ifade ile atletik kapasitelerine ek olarak mutlaka zihin yeteneklerini kullanmaları gerekmektedir. Oryantiringin bu özelliği yarışmacılar arasındaki fiziksel özellik farkını ortadan kaldırmakta, yarışmanın başında neredeyse tüm sporcuları eşit hale getirmektedir.

        ORYANTİRİNG NEREDE, NE ZAMAN BAŞLADI ?
        Oryantiring ilk kez 18 yy sonlarında İsveç’te askeri garnizonlar arasında yön bulma yarışması olarak başlamıştır. Daha sonra önce kuzey avrupa ülkeleri ve giderek tüm dünyayı kapsayacak şekilde gelişmiştir. Oryantiringin yaygınlaşmasında önce haritacılıkta meydana gelen gelişmeler, sonra standart pusulalara eklenen dönen kadran ile kullanımının kolaylaşması önemli rol oynamıştır.

        ORYANTİRİNG ADI NEREDEN GELİYOR ?
       Oryantiring adı İsveççeden gelmektedir. İsveççede Orienteringsförbundet olarak yazılan Oryantiring diğer diller tarafından aynen alınmış ancak o dilin kendi dilbilgisi kuralları ve kolay telaffuz edilme vb. özellikler dikkate alınarak küçük bazı değişiklikler yapılmıştır. Örneğin fransızcada Orientation, ingilizcede orienteering, almancada orientierungslauf, ispanyolcada orientacion, italyancada orientamento, polonyacada orientacje olduğu gibi. Yapılan araştırma sonunda Türkçede “ORYANTİRİNG” olarak kullanılmasının uygun olduğu anlaşılmıştır.

      Devamını oku…

    Etiketler: , , , , , , , ,

  • Sağlık 08.09.2010 Yorum Yok

     

    Aşırı Terleme

    Her insan özellikle yaz aylarında terden şikayet eder.

    • Terleme ile hassas kişiler, en ufak bir rüzgar veya soğuk hava akımında çabuk hastalanıyor: Fibromiyalji, farenjit, idrar yolu enfeksiyonlarına daha rahat yakalanıyor.
    • Terin asidik etkisi ile sık sık pişik oluşumu gözleniyor.
    • Yine aynı bölgelerde ( koltuk altı, kasıklar vb.. kıvrımlı vücut bölgeleri ) uzun süre nemli ve havasız kalma sonucu mantar enfeksiyonları sıkça yaşanıyor.
    • Siğil oluşumu ( HPV infeksiyonları ) sık görülüyor.
    • Ter genelde, biraz bekleyince kötü kokuyor ( bakteri üremesine bağlı olarak ), hem bireyin kendisini hem yakınındakileri rahatsız ediyor.
    • Terleme sonucu ıslanan kıyafetler, ütülü ve şık görünümünü kaybediyor. Kişinin siyah vb. koyu renkli giyinmesi ile belirginleşen tuz izleri, durumu daha da vahim bir hale getiriyor.
    • Yapılan makyaj genelde akıyor ve bakımsız bir görüntü oluşturuyor.
    Vücudun ısı regülasyonunu ayarlayan bu mekanizma, görüldüğü gibi aşırı olduğunda, büyük bir sorun haline gelebilmektedir. Her bireyde vücudunda ortalama 3 - 5 milyon ter bezi mevcuttur, Günde toplam olarak 0,5 – 1 lt kadar ter üretirler ve bu ter bezlerinin 3′ te ikisi avuç içlerinde bulunmaktadır. Dolayısıyla en sık olarak avuç içleri, bunun yanında koltuk altları, ayak tabanları ve baş bölgesinde aşırı terleme gözlenebilmektedir. Böylece, buharlaşma yolu ile vücut ısı kaybetmekte ve soğumaktadır.

    Ter bezleri vücudun “vejetatif sistem” denilen otonom sinir sistemine bağlı bir birim tarafından yönetilir. Aşırı terleme; bazı kişilerde, sıcak ortam veya stres varlığına; aspirin gibi antiromatizmal ilaçların veya antidepresiflerin  kullanımına bağlı gelişebilir; bazılarında ise sebepsiz şekilde, bu ter bezleri gerektiğinden çok fazla çalışır. Sebepsiz ( idiyopatik, genetik ) aşırı terleme, genelde buluğ çağında başlar; ömür boyu devam eder ve sıklıkla gündüzleri izlenir.

    Aşırı terleme tipleri


    Aşırı terlemeyi 2 ana grupta gözleyebiliriz:
    • Bölgesel ( lokalize ) terleme: Vücudun sadece 1 -2 bölgesinde aşırı terleme izlenir ( el, ayak tabanları, koltuk altları, baş gibi… ).
    • Genel ( generalize ) terleme: Tüm vücutta terleme izlenir. Bu tip aşırı terleme daha seyrektir.

    Devamını oku…

    Etiketler: , , , , , ,

  • Sağlık 05.09.2010 Yorum Yok

     

    Turner Sendromu Nedir ?
    Turner Sendromu yumurtalık gelişiminin olmayışıdır,bir tür kromozom bozukluğundan kaynaklanır. Döllenme sırasında spermin cinsiyet kromozomu yumurtaya geçememektedir. Böylece bu kişiler tek bir cinsiyet kromozomuyla, annelerinden aldıkları X kromozomuyla doğarlar.

    Yumurtalıkların gelişmesi için iki X kromozomu, testislerin gelişmesi için de Y kromozomu gerektiğinden cinsiyet bezleri oluşmaz, ama daha önce anlatılan nedenlerle rahimleri,tüpleri,vajinaları ve dişi üreme organları gelişir.

    Turner sendromu erken teşhis edilebilir mi?
    Vakaların çoğu ergenlik çağına kadar fark edilmez, ama bazen bu soruna eşlik eden başka bazı doğuştan kusurlar, örneğin kalpte gelişim bozuklukları, çeşitli kemik anormallikleri ve boynun kısalıp perdelenmesi daha erken yaşta teşhise olanak verebilir.
    Boynun perdelenmesi varsa, bu hayli dikkat çekici olabilir. Bazı vakalarda boyun belirgin biçimde kısadır ve kulak altından neredeyse omuz başına kadar uzanan bir deri kıvrımıyla genişlemiştir. Bunlar yanında Turner sendromunda ergenlik öncesinde belirgin olan tek anormallik boy uzunluğunun ortalamanın altında kalmasına yol açan gelişme geriliğidir. Bu kişinin 1.40 metreden daha fazla büyüdükleri pek ender görülür, ama bütün aile genellikle kısa boyluysa, bu da uzun süre dikkat çekmeyebilir.

    Yumurtalıkların östrojen uyarısı olmayınca memeler gelişmez, kadınsı hatlar oluşmaz ve adetler başlamaz. Kız çocuk on iki yaşına geldiğinde, hatta daha da önce neden arkadaşları gibi gelişmediğini merak etmeye başlayacaktır. Hem fiziki görünüm açısından, hem de adetler açısından cinsel olgunlaşmanın başlamayışı, sonunda bu gece kızın ve annesinin doktora başvurmalarını sağlayacaktır.

    Turner sendromu teşhisi nasıl doğrulanır?
    Kısa boy, cinsel gelişmenin olmayışı ve adetlerin başlamaması teşhise olanak veren üç önemli ipucudur. Ancak uygun hormon testleri, laboratuar ve kromozom araştırmalarıyla teşhisin doğrulanması gerekir. Ağız mukozası yayma testinin kromatin negatif çıkması da bu kızın tek bir X kromozomu olduğunun kanıtıdır .
    Genç bir kıza yumurtalıksız doğduğunu söylemek her doktor için çok güçtür. Çünkü bu, genç kızın hiçbir zaman yumurta üretmeyeceği ve hiçbir zaman çocuğu olamayacağı anlamına gelir. Yine bu, on dört, on beş yaşından başlayarak otuz, kırk yıl hormon tedavisi zorunluluğu anlamına gelir.

     

    Yenidoğan Bebeklerde Turner Sendromu

    Turner sendrom’lu bebeklerin % 50’ sine doğum sırasında tanı konabilir.

    Kız bebekte doğumda eğer el ve ayaklar şiş ise veya boyun etrafındaki deride ek deri katlantıları varsa, ayak tır­nakları, bazen de el tırnakları düz veya dışa dönük ise Turner Sendromu tanısı akla gelmelidir.

    Doğumdan kısa bir süre sonra, kalpteki bazı bulgular, beslenme sorunları, kilo almada problemler, yutma güçlüğü, gelişme geriliği Turner Sendromu bulgusu olabilir. Bu bulgular genellikle bebeğin ilk yaşından önce kaybolur.

    Devamını oku…

    Etiketler: , , , , , , , ,

  • Bebek ve Çocuklarda Orta Kulak İltihaplanması (Otitis)

    Otitis medya orta kulak iltihaplanmasının diğer adıdır.Otitis kulak iltihabı anlamına,medya ise orta anlamına gelir.

    Orta kulak iltihaplanması genellikle boğaz ağrısı, soğuk algınlığı veya diğer solunum sorunları ile başlar ve orta kulağa yayılır. Bu virüsler veya bakteriler tarafından ve akut ya da kronik neden olabilir.

    Akut otit genellikle hızlı başlangıçlı ve kısa süreli biridir. Akut otitis media genellikle belirti veya kulak enfeksiyonu belirtileri olan orta kulakta sıvı birikimi ile birlikte ilişkili; bir şişkin kulak zarı genellikle ağrı veya perfore kulak zarı, irinli malzeme (irin) drenajı sık eşlik etti.

    Otitis media orta kulak iltihabı kalıcı bir, ayda en az genellikle içindir. Bu ayrım akut kulak iltihabı için genellikle sadece birkaç hafta sürer (akut otitis media is). Akut enfeksiyon sonrasında, sıvı (bir efüzyon) kulak arkasında için (kulak zarı) davul kalabilir çözülmeden önce üç ay. Otitis media sıvı (efüzyon ile zaman uzun bir süre sonra) veya (kulak zarı) kulak zarı arkasında negatif basınç gelişebilir. Otitis media orta kulak ve kulak zarı sürmekte olan hasara neden olabilir ve orada kulak zarında bir delik aracılığıyla drenaj devam olabilir. Otitis media genellikle ağrısız ateş olmadan başlar.

     

     ORTA KULAK İLTİHABININ BELİRTİLERİ

    Orta kulak iltihabında, çocuklarda daha belirgin olmak üzere, ağrı vardır. Diğer belirtileri işitme kaybı ve ateş yükselmesidir. Basınç artışı olduğundan, kulakta dolgunluk hissi uyanır. Ayrıca bebklerde huzursuz olma, beslenme zorluğu gibi problemler ortaya çıkar.

    Ağrı hissi, eğilirken ya da otururken değişir. Eğildikçe basınç artışına bağlı olarak ağrı da artar. Dik otururken bu ağrı azalır. Basınç artışı sonucu kulak zarı delinirse, basınç dengelendiğindne ağrı azalır. Bu durumda kanlı ya da yeşilimsi renkte akıntı meydana gelir.

     

    ORTA KULAK İLTİHABI TEDAVİSİ

    Tedavinin şekli orta kulaktaki iltihabın akut, kronik ya da seröz olmasına göre değişmektedir.

    Akut iltihabın tedavisinde ağrı kesici ve bakterileri yok edecek penisilin türü antibiyotikler kullanılır. Bu tedavi süresi 2 hafta kadardır. Kulak zarı akut iltihapta çizilmez. Çok nadir durumlarda yapılır. Akut iltihap, yeterli tedavi yapıldığında, herhangi bir soruna yol açmaz.

    Devamını oku…

    Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,